Galata Business Angels Galata Business Angels

Theranos Skandalı ve Girişimcilikte Etik

Ne Olmuştu

Theranos, oldukça “genius” sayılabilecek Stanford kimya mühendisliğinde okuyan Elizabeth Holmes tarafından 2003 yılında kuruldu. Holmes, Theranos’u kurmadan önceden Singapur’da bir kimya laboratuarında staj yaptı ve fikri orda yeşermeye başladı. Okula döndüğünde fikrin patentini hocasına sundu ve hocasını da yanına alarak iş fikrini geliştirmek için okulu bıraktı. Holmes 50 milyar dolar değerindeki kan testi endüstrisinde bir devrim yapma iddiasındaydı ve özel yatırımlarla Theranos’u 9 milyar değerlemeyi başardı. Theranos’a yatırım yapanlar arasında ailesi, arkadaşları ve eski milyarder yatırımcı sermayedarı Tim Draper vardı. Draper şirkete ilk milyon dolarlık yatırımı yapan kişi oldu. Holmes zaman kaybetmeden bir laboratuvar tuttu ve çalışmalarına devam ederken yatırımlar arka arkaya geliyordu: 2004’te 6.3 milyon dolar; 2005’te 16 milyon dolar, 2006’ta 28.5 milyon dolar ve en son 2014’te 400 milyon dolar topladı. Kağıt üzerinde ise şirketinin değeri 9 milyar doları buldu. Holmes’ın Theranos’la yapmak istediği ilk başta parmak ucundan alınan kan örneklerini ilaç şirketlerine satmaktı. Ucuz, hızlı bir kan testi olanağı sunarken ilaçların dozajları ve etkileri belirlenebiliyor ve ilaçları bu şekilde geliştirmeyi hedefliyordu. Zamanla daha fazla medyada ve konferanslarda görünür oldu ve iş modelini farklılaştırdı. Koldan ve damardan acılı ve uzun süren kan alma işleminin yerine acısız, hızlı, ucuz bir kan testi modeli yarattı. Bir şeker hastasının diyabet testiyle kandaki şeker oranı ölçmesi gibi parmaktan alınan bir damla kanla yüzlerce veriyi (kanserden, kolestrole, uyuşturucu maddelerden doping verilerine vb.) ortaya koyabildiklerini iddia ediyordu. Ortaya çıkan sonuçlar bir kaç saat içinde kullanıcının telefonuna gönderiliyordu. Bu testi kişi kendine uygulayabiliyordu ve hastaların doktora veya test merkezlerine gitmesine gerek kalmıyordu.


2014 yılında Theranos Silikon Vadisi’nde parlamaya başladı ve Fortune’da ayrıntılı olarak yer aldı. Holmes, Fortune’un ardından Vanity Fair, Bloomberg, Forbes, Inc, Fast Company gibi ABD’nin önde gelen medyalarında yer aldı.
Ne var ki, Theranos’ta ilginç olan bir nokta vardı ve pek dillendirilmiyordu. Theranos’un teknolojisi hakkında hiçbir yatırımcısının fikri yoktu. Holmes teknolojisinin rekabet avantajı saklıyordu. Ayrıca bu skandalı ortaya çıkaran gazetecinin fark ettiği üzere Holmes test modelini, avantajlarını bir türlü doğru düzgün açıklamıyordu. Buna rağmen ABD’deki pek çok ilaç şirketiyle anlaşma yaptı. 2015’te doktor raporu veya kontrolü olmadan testin yapılabilmesi hukuksal açıdan uygun bulundu ve kabul edildi. Yine aynı sene FDA (Food and Drug Administration) Theranos’un test modelinin güvenilir olduğunu açıkladı.
Bunlar devam ederken bir gazeteci Theranos’un hikayesini New Yorker’da okudu ve şirketin bu “aşırı” gizliliğini nedenini ve Holmes açıklamalarının tutarsızlığını merak etti. Wall Street Journal’ın Pulitzer ödüllü muhabiri John Carreyrou, 7 ay süren bir araştırmayla bu merakını aydınlatmaya başladı ve onun kendine sorduğu her bir soru Theranos’un buzdağının altında kalan taraflarını gün yüzüne çıkarmaya başladı.
Carreyrou, titiz araştırmasıyla ve içeriden ulaştığı kaynaklarla ilk ulaştığı bilgi, şirketin oluşturduğu teknolojinin Holmes’ın dediği gibi benzersiz olmadığıydı. “Edison” adı verilen kan testi aygıtı, kan örneğinde yeteri kadar molekül saptayamıyordu. Ayrıca Theranos, Siemens’in ürettiği ve diğer tüm kan testi laboratuvarlarının kullandığı aygıtı kullanıyordu.
15 Ekim 2015’te Wall Street, “Ödüllü Startup’ın Mücadelesi” manşetiyle çıktı. Carreyrou, bu yazısında, Theranos’un CLIA’nın (Clinical Laboratory Improvement Amendments) gerektirdiği testlerin uzmanlık yeterliliğie uymadığını iddia ediyordu. Holmes, bu iddialar karşısında o akşam CNBC’deki Mad Money with Jim Cramer programına çıktı ve çıkan haberleri yalanladı.
Gazete bir gün sonra, FDA’nın Thelanos’un kan örneklerini tuttuğu nanotainer’i kullanmamaları gerektiğini açıkladığını, yazdı; çünkü Holmes tüm bu suçlamalar karşısında hala net ve kesin bir data sunmuyordu.

Bir ay sonra Holmes, peş peşe gelen yeni suçlamalarla karşılaştı. Farklı medya kuruluşları, Wall Street’in eksik bıraktığı noktaları tamamlamaya çalışıyordu. Financial Times, 2014 yılında New Yorker’da yazıldığı gibi, Theranos’un Pfizer ve GlaxoKlineSmith şirketleriyle süregelen bir anlaşması olmadığını ortaya çıkardı. Fortune ise Holmes’ın topladığı yatırımların çelişkili olduğundan bahsediyordu. Ona yatırım yapanlardan bazıları Holmes’u ve şirketi savunurken bazıları da araya mesafe koyuyordu. Yani ortada herkesi ilgilendiren ciddi bir skandal vardı ve hiçbir şey net değildi. Holmes bu sürede şirketten üst düzey yöneticileri de dahil olmak üzere pek çok kişiyi çıkarttı ve ekibi 5 kişi bıraktı. Kalan 5 kişinin ise hiçbir tıbbi deneyimi ve geçmişi bulunmadığı ise dedikodular arasındaydı.
Arka arkaya çıkan haberler Theranos’un işlerini etkilerken beraber çalıştığı şirketlerden Wallgreen, Theranos’un teknolojisini güvenli olduğuna dair ispat edene kadar şirketle çalışmayı bıraktığını açıkladı. Cleveland Clinic, Theranos’un testlerini bağımsız olarak test edeceğini açıkladı. Suçlamalar bununla bitmedi. Şirketin testleri tıbbi kararları ve prosedürleri yok sayıyordu ve 3 kere kalite kontrol testlerini geçemedi. Therasnos’un buna rağmen laboratuvarında 6 ay boyunca 80’den fazla hasta üzerinde test yaptığı ortaya çıktı.
18 Mart 2015 tarihinde Theranos, CMS’ten (Centers for Medicare and Medicaid Services) bir mektup aldı. Mektup, şirketin hatalarını ve bilgi kirliliğini düzeltmek adına hiçbir şey yapmadığından bahsediyordu. En ciddi yaptırım ise 2016’ta geldi ve CMS, Holmes ve Theranos’un başkanı Sunny Balwany’yi kan testi laboratuvarına sahip olma ve işletme hakkından men etti.
Theranos’la ilgilenen FDA ve CMS değildi sadece; Holmes ve iş ortakları adalet bakanlığı tarafından mahkemeye verildi.
Theranos’a gelen suçlamalar şu anda tam olarak kanıtlanmış değil. Hala 40 tane Walgreen’de satılıyor ama şirkete olan güven tamamen sarsılmış durumda. 9 milyar dolarlık şirket ise şu anda 800 bin dolar değerlenmeye düştü.
Theranos ölçeğinde baktığımız zaman ortaya iki durum çıkıyor; Ya Holmes ve Theranos konusunda yanlış anlaşılmalar oldu ya da Holmesteknolojileri hakkında yalan söyledi.

Etik Tartışmaları

Bu kadar açık, özgür ve bağımsız start up dünyasının doğası gereği çok fazla kuraldan bahsedemeyiz. Standartları oldukça yüksek olan ve olmak zorunda olan girişimcilik dünyasında kuralların belli ölçüye kadar büküldüğünü söylemek mümkün ancak bunların yıkılmaması gerekir. Girişimcilik ve suç olgusu arasında ince bir çizgi vardır ve bu çizginin hem girişimci hem yatırımcı hem de kullanıcı arasında korunması gerekir. Bununla birlikte Silikon Vadisi başta olmak üzere rekabetin ve obsessifliğin bu denli yoğun olduğu bölgelerde düzeni ve “normalite”yi korumak git gide zorlaşmaktadır. Bu vadiden son 10 sene içinde oldukça hype haline gelen profiller ortaya çıktı ve sadece vadi sınırları içinde değil; tüm dünyada bir etki yarattılar. Bu isimlerin maddi ve manevi kazançları pek çok girişimci adayının hayallerini süslerken onların ulaştığı sonuçlara bir an evvel ulaşmak için etik bu süreçte pek devreye girmiyor. Nitekim Holmes da kendini geleceğin Steve Jobs’u olarak lanse ediyordu. Bu inançla hep siyah takım elbise giyiyor, maskülen bir tavırla herkese ve her şeye meydan okuyordu. Sonuçları pek de istediği gibi gitmedi ama o kendini istediği gibi medyada ve sahnelerde var edebildi.
Bununla birlikte neredeyse hiçbir yatırımcısına teknolojisini anlatmayan, hatta gizleyen Holmes, her girişimci profilinde olması gereken şeffaflık prensibini özümsemedi. Yatırımcılara, medyaya, müşterilerine, gelecekteki kullanıcılarına ve hatta onu takip eden yüzlerce girişimci adayına hikayesinin sadece güzel kısımlarını anlattı. Holmes’ın dolandırıcı olup olmadığı kesin değil. Yine de şirketini yönetimi ve tutumu olarak etik bir insan ve iş kadını değil. Bir şirket ne kadar başarılı olursa olsun, arka arkaya yatırım da almış olsun etik olarak problemli bir şiket olarak algılanmak başarının ve paranın da üzerindedir.

Kaynakça:

Lapowsky, Issie. “Theranos’ Scandal Exposes the Problem With Tech’s Hype Cycle.” Wired. Conde Nast, 15 Oct. 2015. Web. 04 Apr. 2017.

Lapowsky, Issie. “Theranos’ Scandal Exposes the Problem With Tech’s Hype Cycle.” Wired. Conde Nast, 15 Oct. 2015. Web. 04 Apr. 2017.

http://businessethicscases.blogspot.com.tr/2017/04/theranos-sham-of-company-2015.html

GBA HABERLERİNİ ALMAK İÇİN KAYDOLUN





Kategoriler